confessions

kendine muhalif

Berkin - Toktamış yazar

  1. toplam giri 64
  2. takipçi 3
  3. puan 1482

17 ağustos marmara depremi

kendine muhalif
"1999 Gölcük Depremi, İzmit Depremi, Marmara Depremi ya da 17 Ağustos 1999 depremi, 17 Ağustos 1999 sabahı, yerel saatle 03:02'de gerçekleşen, Kocaeli/Gölcük merkezli deprem. Richter ölçeğine göre 7,5 Mw büyüklüğünde gerçekleşen deprem, büyük çapta can ve mal kaybına neden olmuştur. "

Kaynak : vikipedia


Engelli olan kızının ilacını bulmak için harabelerin içine Dalan bir kadın düşünün, işte o benim annemdi...

geceye bir şiir bırak

kendine muhalif
artık görünmüyor mevsimde hüzün

bulutlar bir garip rüyaya dalmış

ufukta güneşi ağlatan yüzün

bir mültecî gibi tenhâda kalmış

toprak yandı gülüm; çeşmeler zehir

şimdi bilsen de bir, bilmesen de bir



kaç kere çağırdım seni öteden

turnalar uçurdum gittiğin yere

bin parça eyledin kalbimi neden

ruhum bir başına düştü göklere

bana tebessümle bakıyor kabir

şimdi gülsen de bir, gülmesen de bir



derdimin yangını sardı gölgeni

bir mahkûm kanıyla aktı izlerin

deniz ölesiye severken seni

neden gemileri yaktı gözlerin

yıkıldı yolunu bekleyen şehir

şimdi gelsen de bir, gelmesen de bir





yağmurun inceden yağdığı yerde

açan gül acıyı damıtır solar

ağustos böceği düşünce derde

içine kuşların sevdası dolar

ölü bir mahzene gömüldü kibir

artık sevsen de bir, sevmesen de bir



çatladı en kavî yerinden tohum

kıvılcım düşürdü sulara gonca

her akşam ölümü koklayan ruhum

seni de kuşanır hâkan olunca

bu yerde bilinir destân-ı kebir

şimdi kalsan da bir, kalmasan da bir



zaman ki, ardımda pervane şimdi

mekân defineler döktü yoluma

fırtınadan umut bekleyen kimdi

söyle, deniz neden gömüldü kuma

zindan çöktü gülüm; kırıldı zincir

benim olsan da bir, olmasan da bir

Nurullah Genç



geceye bir şiir bırak

kendine muhalif
SERSERİ

Yeryüzünde yalnız benim serseri,
Yeryüzünde yalnız ben derbederim.
Herkesin dünyada varsa bir yeri,
Ben de bütün dünya benimdir derim.

Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı,
Aradım bir ömür, arkadaşımı.
Ölsem dikecek yok mezar taşımı;
Halime ben bile hayret ederim.

Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar;
Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr,
Bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr,
Gölgemin peşinden yürür giderim...

Necip Fazıl KISAKÜREK




anatolian rock revival project

kendine muhalif
ARRP


"
Bu kanal isminden de anlayabileceğiniz gibi bir müzik kanalı. Anatolian Rock Revival Project, 1950'lerden tutun, 2000'lere kadar bir çok şarkıyı arşiv olarak paylaşan bir Youtube kanalı.

Cem Karaca'nın, Barış Manço'nun, Tanju Okan'ın ve daha bir çok büyük ustanın az popüler olan şarkılarını insanlarla paylaşıyor.

İsmine aldanıp sadece Anadolu Rock parçaları yayınladığı yanılgısına kapılmayalım aman! Kendileri eskilerin pop şarkılarını da kanallarında paylaşıyor. Tabii rock parçalarına oranla daha az yer buluyor pop şarkıları bu kanalda.

Eğer bir arşivciyseniz, özellikle bir müzik arşivcisi iseniz bu kanala kesinlikle uğramanızı öneririm. Kanaldaki tüm şarkıların plaktan kaydolmasından kaynaklı olarak harika bir müzik ziyafeti yaşıyorsunuz. Tabii eski pop şarkılarını dinleyince bir de görüyorsunuz ki, müzik anlamında ileri gitmeyi bırakın çokça gerilemişiz." ( Alıntı )

Kesfedilesi YouTube kanallarindan biridir!


https://youtu.be/xKLyaVSTg4A








en iyi film replikleri

kendine muhalif
"gitmek cesaret ister ufaklık.
gidecegin yer neresi olursa olsun.
sevdiklerinle arana mesefe girince.
varış yerinin hiç bir anlamı kalmaz.
vedalaşmakta zor iştir biliyor musun?
oturursun geminin kıçına.
bakarsın sevdiklerine, gittikçe ufalırlar, ufalırlar, kaybolurlar
o zaman anlarsın işte.
vedaşalmak asıl kalana değil, gidene koyar!

100 defa söyledim sana hüzünlü değilim, mizacım böyle.
bak şarabımla beraberim.
çocukluğumdan beri hayaller kuruyorum
şarabımdan ayrılmadan hem de.
ben şarabımdan ayrılmıyorum.
o da bana, bunca gidene rağmen hala hayal kurdurtmaya devam ediyor.

ne olmuş yani büyük adam olamadıksa?
hayallerimizi satmadık ya ?.."


en iyi film replikleri

kendine muhalif
"bu kaltakla aynı mahallede büyüdük. mevlanakapı'da… babası zabıtaydı. alkolik, hasta bi' adamdı rahmetli, erkenden de gitti zaten. bu anasıyla yoksul, perişan… bizim tuzumuz kuruydu, hacı babam yapmış bi' şeyler. bi' de zagor vardı. bizim eski evin kiracısının oğlu. babası filmciydi yeşilçam'da. cepçilik, arpacılık, her yol vardı itte. ama sevimli, yakışıklı oğlandı. bizimkine âşık etmiş kendini. ben efendi oğlanım, okul mokul takılıyorum o zamanlar. öylece büyüdük gittik işte. ne bok varsa, hep askerliği beklerdim. dört sene kaldı, üç sene kaldı… sonunda o da geldi, gittik. bizde de herkes bunu bekliyormuş, gelir gelmez yapıştılar yakama. ev düzüldü, kız bulundu, çeyiz falan filan… nikâhlandık. iki taksi, bi' dükkân verdi peder. dükkânda koltuk moltuk satardım. bi' gün bu orospu çıkageldi. hiç unutmam, görür görmez cız etti içim. böyle basma bi' etek dizine kadar, çorap yok, üstünde açık bi' bluz, saçlar maçlar… pırlanta anlayacağın. şunun bunun fiyatını sordu, dalga geçti benimle. kanıma girdi o gün. tabii taktım ben bunu kafaya. ertesi gün bi' soruşturma… dediklerine göre yemeyen kalmamış mahallede. ama asıl zagor'a kesikmiş. zagor'da kaftiden içerde o sıra. bi' gün süslenmiş püslenmiş, zırt, geçti dükkânın önünden. yazıldım peşine. tuhafiyeciye gitti, pastaneden çıktı; minibüs, otobüs, geldik sağmalcılar'a, benim içimde bi' sıkıntı… işi anladım tabii; zagor'u ziyarete gidiyor. bi' tuhaf oldum, piçi de kıskandım. uzatmayalım, çaresiz evlendik ötekiyle. o ara zagor içerden çıktı. sonra bi' duyduk, kaçmış bunlar. altı ay mı, bi' sene mi, kayıp. hep rüyalarıma girerdi orospu. o gün dükkâna gelişini hiç unutamadım. benimkine bile dokunamaz oldum. sonra bi' daha duyduk ki, iki kişiyi deşmiş zagor; biri polis, ikisinin de gırtlağını kesmiş. karakolda beş gün beş gece işkence buna… arkadaşlarının öcünü alıyorlar. kaltağa da öyle… önce öldü dediler zagor'a, sonra komalık. ankara'da oluyor bunlar. bizimki bi' gün çıkageldi mahalleye. zagor içerde, en iyisinden müebbet. bi' sabah dükkâna geldim, baktım bu oturuyor. önce tanıyamadım. anlayınca içim cız etti. cız etti de ne? tornavida yemiş gibi oldu. çökmüş, zayıflamış, bembeyaz bi' surat… ama bu sefer başka güzel orospu… orhan'ın şarkıları gibi… kalktı böyle, dimdik konuşmaya başladı. dedi 'para lazım, çok para.' zagor'a avukat tutacakmış. ilerde öderim, dedi. esnafız ya biz de, "nasıl?" diye sormuş bulunduk. orospuluk yaparım, dedi. 'istersen metresin olurum.' içime bi' şey oturdu, ağlamaya başladım, ama ne ağlamak! işte o gün bi' inandım, orospuyla tam yirmi yıl geçti. uzatmayalım, zagor'a müebbet verdiler. ama rahat durmaz ki piç! ha birini şişledi, ha firara teşebbüs; o şehir senin bu şehir benim, cezaevlerini gezip duruyor. orospu da peşinden… sonunda dayanamadım, ben de onun peşinden… önce dükkân gitti, ardından taksiler. karı terk etti, peder kapıları kapadı. yunus gibi aşk uğruna düştük yollara. iş bilmem, zanaat yok. bu tınmıyor hiç. ilk yıllar ufak kahpeliklere başladı, sonra alıştı. gözünü yumup yatıyor milletin altına. gel dönelim diye çok yalvardım. 'evlenelim, pederi kandırırım, zagor'a bakarız.' yok. kancık köpek gibi izini sürüyor itin. ne yaptı buna anlamadım. kaç defa dönüp gittim istanbul'a. yeminler ettim. doktorlar, hocalar kâr etmedi. her seferinde yine peşinde buldum kendimi. bi' keresinde döndüm, biriyle evlenmiş bu, hamile… beni abisiyim diye yutturduk herife. nedense rahatladım, oh dedim, kurtuluyorum. bu da akıllanmış görünüyor. yüzü gözü düzelmiş, çocuk diyor başka bi' şey demiyor. sinop'ta oluyor bunlar. ben de döndüm istanbul'a. doğumuna yakın zagor bi' isyana karışıyor gene. hemen paketleyip diyarbakır cezaevine postalıyorlar. çok geçmeden bizimki depreşiyor gene. o halinle kalk git sen diyarbakır'a, üç gün ortadan kaybol… herif kafayı yiyor tabii. dönünce bi' dayak buna, eşşek sudan gelinceye kadar. kızın sakatlığı bu yüzden. sonra çocuğu doğuruyor. durum hemen anlaşılmamış. ortaya çıkınca bi' gece esrarı çekip takıyor herife bıçağı. çocuğu da alıp vın diyarbakır'a, zagor'un peşine. allah'tan herif delikanlı çıkıyor da şikâyet etmiyor. ben o ara istanbul'da taksiden yolumu buluyorum. epey bi' zaman böyle geçti. yine her gece rüyalarımda bu… zagor'un diyarbakır ceza evinde olduğunu duymuştum o sıralar. bi' gece bi' büyükle eve geldim. hepsini içtim. zurnayım tabii. bi' ara gözümü açıp baktım karlı dağlar geçiyor. bi' daha açtım, başımda bi' çocuk. kalk abi, diyarbakır'a geldik, diyor. baktım, sahiden diyarbakır'dayım. bi' soruşturma… kale mahallesi vardır oranın, bi' gecekonduda buldum, malımı bilmez miyim? görünce hiç şaşırmadı. hiç bi' şey demedik.

o gece oturup düşündüm. 'oğlum bekir!' dedim kendi kendime. 'yolu yok çekeceksin. isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle. yol belli, eğ başını, usul usul yürü şimdi.' o gün bugün usul usul yürüyorum işte.""

Zeki demirkubuz
masumiyet




haldun taner

kendine muhalif
Sersem Kocanın Kurnaz Karısı, Haldun Taner'in yazdığı bir tiyatro oyunudur. Oyunda 19. yüzyıl sonlarında Tomas Fasulyeciyan'ın da bulunduğu bir tiyatro topluluğunun sanatını devam ettirme yolunda karşılaştığı güçlükler anlatılır.

Oyunda, Ahmet Vefik Paşa'nın Bursa'da kurduğu tiyatroda oynanan Moliere uyarlamaları ve gerçekte hiç aynı sahnede oynamamış olan Fasulyeciyan ile Küçük İsmail karakter olarak bir araya getirilmiştir.

1978'de Münir Özkul, Necdet Yakın, Ani İpekkaya, Birsen Kaplangı, Şehime Erton, Ragıp Yavuz ve Bilge Zobu gibi sanatçıların rol aldığı Çetin İpekkaya'nın yönettiği oyun Şehir Tiyatroları'nda sahnelendi. Aynı kurum 1999'da Orhan Alkaya'nın rejisiyle "Sersem Kocanın Kurnaz Karısı" adlı oyunu yine sahneledi... Orhan Alkaya ve Savaş Dinçel'in yazdığı şarkı sözlerini Melih Kibar besteledi ve ortaya bir müzikal oyun çıktı... Oyunun ilginç yönü Ragıp Yavuz ve Bilge Zobu'nun 19 yıl sonra aynı rolleri oynamasıydı...

Bir çok ödül alan oyun Savaş Dinçel'in muhteşem Tomas Fasulyeciyan yorumuyla uzun yıllar sahnede kalan oyunda Savaş Dinçel'in yanı sıra Sezai Aydın, Atacan Arseven, Ezgim Kılınç, Nilgün Kasapbaşoğlu, Şebnem Köstem, Bilge Zobu, Can Doğan, Ragıp Yavuz, Haşmet Zeybek, Savaş Barutçu, Esin Eden rol aldı...


isterse sanat karın doyurmasın
yemek sanatkara eyi değildir.
aç ayı oynamazsa oynamasın
bir sanatkar asla ayı değildir…

hergün doysa karnı apışıp kalır
rahat sanatkara eyi değildir
bir oyun kurar her daim aldanır
oysa hayat oyun değilse nedir

seyredeni ağlatıp güldürse bile
alt tarafı onun adı hokkabaz
kurulsa sofraya bir zengin ilen
aklından çıkmaz ah, köfteynen piyaz

molyer usta bile bir hatıradır
boşuna mı geldik fani dünyaya
bir gün hikâyemiz yazılacaktır
yaşayacaktır bu seyyar kumpanya

isterse sanat karın doyurmasın
yemek sanatkara eyi değildir.
aç ayı oynamazsa oynamasın
bir sanatkar asla ayı değildir…


dilek türkan

kendine muhalif
Kısaca Dilek Türkan :

"1978 senesinde Balıkesir'de dünyaya gelen ses sanatçısı Dilek Türkan küçük yaşta müziğe ilgi duyar ve ilk müzik çalışmalarına Balıkesir Halk Eğitim Merkezinde başlar.

1994 yılında İ.T.Ü. Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Ses Eğitimi Bölümünü kazanır ve öğrenimi boyunca Prof. Dr. Alâeddin Yavaşça ve Tülûn Korman ile repertuar, Güher Güney ve Ferşan Başaka ile şan, Fatma Gökdel, Şehnaz Uğurel ile nazariyat çalışır. 1999 yılında bölüm ikincisi olarak mezun olur.

1995'de TRT İstanbul Radyosuna İstisna Akitli Ses Sanatçısı olarak kabul edilir ve ilk müzik kariyerine adım atar.İstanbul ve Ankara Radyolarında, gerek televizyon, gerekse radyo programları olmak üzere çeşitli konserlerde Solist ve Korist olarak görev alır.

1999 'da TRT de görev yaptığı Ses Sanatçılığının yanında müzik eğitmenliğine başlar.

2002 yılında Sezen Aksu ile Türkiye Şarkıları Projesinde Enderun Grubunda solist olarak yer alır.Efes Antik Tiyatro ve Yurtdışında verdikleri konserler büyük ilgi ile karşılanır.2012 de bu çalışma İmaj plak şirketi etiketi ile DVD olarak müzikseverler ile buluşur."

https://youtu.be/9OUmiz9x7Dw

altay sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

kendine muhalif
Çok özledim sözlük...

Uzun bir zamandır birisini ağlayacak kadar ozlememistim. Çok özledim! Onu deliler gibi özledim.


Esasında beni umursamadigini biliyorum. Bana beni özlediğini soylese bile sadece ilgimi aradığını biliyorum. Yanımda olmadığı vakitlerde bensizligi denedigini biliyorum.


Bir erkek için her daim konuşacak bir kadın vardır, biliyorum. Benimle konuşmadığı zamanlarda bir başkası ya da baskalari ile konuştuğunu da biliyorum. Onun hayatında sadece bir alışkanlık, değiştirmesi güç bir alışkanlık olduğumu da biliyorum.


Hiçbir seyiyim ve o benim hiçbir şeyim. Dolayısıyla kimlerle konuştuğu ne yapıp ne ettiği mühim değil.

Muş gibi yaptığı hiçbir şeyi kabul etmiyorum.

Özluyor-mus gibi
Beni dusunuyor-mus gibi
İlgileniyor-mus gibi...

Ben yılmaz Erdoğan değilim! Birisinin beni sevebilme ihtimalini sevemem. Avutamam Kendimi, olasılıklara siginamam!

Sen bana gercekleri söylemeyi tercih etmiyorsun. Çünkü işine gelmiyor bu durum. Ama ben kendi kendime fısıldıyorum:

Özlenmiyorsun.
Dusunulmuyorsun
Ve gördüğün gibi seninle ilgilenmiyor.
Sevmiyor da hatta.

Yalancı.

" Beni ya simartin ya da kapı dışarı edin. Yarı ictenlige tahammül etmem zor benim. "

0 /