confessions

kama tarkan kağan

bertuğ - Tigin

  1. toplam giri 1256
  2. takipçi 14
  3. puan 29229

modern beyaz insanı tanımlamak için neden caucasian tabiri

kama tarkan kağan
batı biliminin batılı, beyaz ve modern insanı tamınlama biçimidir caucasian.

öz itibarıyla kafkas, çerkez veya karadenizli halklar ile alakası yoktur. tek ve yegane amacı batılı üstün beyaz adamı tanımlamaktır.

çıkış noktası kurgan hipotezi'dir. bu hipotezin temel amacı, hint - avrupa etnik grubuna dahil avrupalı beyaz adamın kökenini, kafkasya, hazar denizi kuzey ve doğusu, kazakistan, özbekistan bölgesinde ortaya çıkmış tarih öncesi kurganlar vasıtasıyla (höyük şeklinde mezar,türbe) ispatlamaktır. dolayısıyla temel olarak kafkasya, hazar denizinin kuzey ve doğusu, kazakistan, özbekistan, altay ve uygur bölgesinde yer alan bütün kurganlar, avrupalı beyaz adama aittir. beyaz adam, bu kurganlarda ortaya koyduğu medeniyet sonucunda gelişmiş ve dünyaya yayılmıştır. bu bölgeden çıkan bir klan kuzey avrupa'ya ve iskandinav yarımadasına, bir klan güneyden don ve volga ırmakları arasına, diğer klan daha avrupa içlerine, bir klan anadolu'ya, diğer bir klan ise hindistan'a gitmiştir.

sözün özü, caucasian ifadesi, etnik olarak avrupalı beyaz adamı tanımlamakta ve kurganlar yoluyla avrupalı beyaz adam muazzam bir kültür ortaya koyarak dünyaya yayılmaktadır.

işin garibi kurgan kelimesi etimolojik olarak türkçedir. mezar ya da korugan yani kale, şehir anlamındadır. kelime aynı şekilde rusçaya geçerek avrupalılaşmıştır. bir diğer garip olan nokta kelime türkçedir ancak o bölgede bulunan hiçbir kurgan her nasılsa türk değildir. ya saka, iskit ya sogd ya da slavdır. (bu hint-avrupacı abiler o bölgedeki hiçbir toplumun türk olduğunu da düşünmez ön-türkçe konuşsalar da dilleri onlara göre türk etkisinde kalmıştır. hatta ve hatta kazaklar,özbekler,kırgızlar,uygurlar,azerbaycanlılar hatta ve hatta anadolu türkleri bile sonradan türkleşmiş hint avrupalı kavimdir.)

Ne gariptir ki ıssık kurganından çıkan yazıt ise Göktürk abecesinin atası sayılabilecek bir runik alfabe ile yazılmıştır

şimdi ortada milattan önce 5. yüzyılda proto-türk rünik harfleri ile oluşturulmuş türkçe bir yazıt var. bakın milattan önce diyorum ki batı medeniyetinin temelini teşkil eden ilk yazıtları grek abecesi olarak ele alırsak ve Grek abecesini bilimsel olarak mö 8. yüzyıla geri götürmemiz mümkünken, gerek alfabenin modernliği, gerek dilin gelişmişliği ve gerekse de başka bilimsel bir öncül olmaması nedeniyle ıssyk kurgan'ında bulunmuş yazıtları da en az bu kadar geriye götürmemiz mümkün. batı medeniyetinin diğer bir kolunu oluşturan kuzey rünik alfabe ve ilk örneği olan futhark ise maalesef sadece m.s. 7. yüzyıla kadar geri götürülebiliyor. dolayısıyla türk alfabesinin erken bir örneği (en erken demiyorum) ile anglo-sakson ve germen menşeli kuzey kültürleri arasında yazıya geçme açısından 1200 yıllık (belki daha fazla) bir fark var. (orhun yazıtlarını ise ms 6. ve 7. yüzyıl olarak tarihlendiriyoruz)

şu dipnotu da eklemek isterim ki evet! ıssyk kurganı, kurganda bulunanlar, kurganı yapan iskitler, ya da sakalar, ya da hotanlılar hatta göktürkler bile batılılar tarafından tahmin edebileceğiniz gibi türk değil, avrupalıların ataları olan ön-hint avrupalı kabul ediliyor.

bunları neden anlattım?

çünkü modern dünyada üstün ırk - aryan batılı beyaz adama göre medeniyete ait bir şeyin avrupalı olmama ihtimali yok! hele hele türk olma ihtimali hiç yok! bu nedenle avrupalı, kendi tarihini oluştururken hindistan ile avrupa arasında kalan kocaman türk coğrafyasına çöreklenmiş. tarihi değiştirmiş, tahrif etmiş ve yeniden yazmış. büyük bir kısmını irani yapmış, kalan kısmını hintl-aryan yapmış, var olan her kavmi kendi tarihine mal etmiş. türkleri islamla bir tutarak o bölgeyi 10. yüzyıldan itibaren türkleştiren ve islamlaştıran unsur diyerek türkistan - türk bağını bilimsel olarak koparmış. kalanı da mongoloid diyerek moğollara itelemiş. (ki etnik olarak moğol unsuru da oldukça tartışmalı bir konu)

sonuç olarak üstün ırk avrupalı beyaz adam, kökenini (ne hikmetse kendinden 1200 yıl önce) yazıyı kullanan, madenlerle inanılmaz işler yapan, dili gelişmiş, kurganların olduğu coğrafyaya mal etmiş ve kendine caucasian demiş. olayın özü budur.

Bu yüzden Türkçü ve türk tarihçilerinin en büyük vazifesi kendi tarihine sahip çıkıp gerçekçi bir şekilde yazması gerekmektedir bunu da her önüne geleni türk değil bölgedeki eski kavim ve krallıkları inceleyip türk olanları dünyaya tanıtmakla yapmalıdır.

prusya mitolojisi

kama tarkan kağan
PRUSYA MİTOLOJİSİ Litvanya ve Letonya gibi diğer Baltık ülkelerinin inanç sitemleriyle yakından ilişkili olan Prusya'nın yerli halklarının çoktanrılı dini Töton Şövalyelerinin bölgeyi fethine dek devam etmiştir.

Prusyalılar 18. Yüzyılda büyük ölçüde Almanlaştıklarından pek çok söylence yok olmuşsa da eski dinlerine dair bazı bilgileri Ortaçağ kroniklerinde bulmak mümkündür. Hristiyan dinine geçişin başladığı 13. Yüzyıl öncesine ait yazılı bir kaynak bulunmamakta olup, en önemli kaynak 16. Yüzyıla ait yazarı anonim Sovodya kitabı ile Simon Grunau'nun Prusya tarihini konu alan Preussische Kroniği'dir.

Töton Şövalyeleri ile Prusyalılar arasında 1249'da gerçekleştirilen Christburg barış antlaşmasında Kurçhe adlı bir hasat tanrısının adı anılmaktadır. 1418 tarihli bir Collato Episcopi Varmiensis memorandumunda Warmia piskoposu Papa 5. Martin'e Hıristiyanlığa geçen Prusyalıların artık Patollu ve Natrimpe adlı tanrılara tapmadığını bildirmiştir. Sudovya Kitabı'nda Ockopirmus (Gök tanrısı), Swayxtix (Işık tanrısı), Auskhauts (Hastaların tanrısı), Autrimpus (deniz tanrısı), Potrimpus (nehir tanrısı), Bardoayts (gemilerin tanrısı), Pergrubrius (bitkilerin tanrısı), Pilnitis (yokluk tanrısı), Parkuns (şimşek tanrısı), Peckols ile Pockols (ölüm tanrıları), Puschkayts (yeryzü tanrısı) ve Barstucke ile Markopole (Puschkayts'ın hizmetindeki tanrılar) Prusya tanrıları olarak anılmıştır.

*AUSVEIKIS: Prusya şifa tanrısının adı olup Yunan mitolojisindeki Asklepius ile bağlantılı olmalıdır.

*BARDOYATS: Prusya gemicilik tanrısının adı olup, denizciler tarafından tapınılmaktadır.

*KURCHE :Prusya bereket tanrısının adı olup, 2 Şubat 1249'da pagan Prusya klanları ile Töton şövalyeleri arasında imzalanan Christburg antlaşmasında bahsi geçmiştir. Kurçe adının Litvanya dilinde yaratmak anlamına gelen kurti kelimesiyle ilişkili olabileceği iddia edilmiştir.

*LAUKOSARGAS :Prusya Mitolojisinde tahıl ve tarlaların tanrısıdır.

Kaynak: Özhan Öztürk. Dünya Mitolojisi. Nika Yayınları. Ankara, 2016

xinglongwa

kama tarkan kağan
xinglongwa kültürü, mö 6200 ve 5400 yılları arasında bugün iç moğolistan ile liaoning eyaleti arasında kalan bölgede kalan gelişmiş bir neolitik kültür çevresidir. bu kültürün insanları güney asya'dan kuzey asya'ya göçen insan türünün önemli temsilcilerinden biridir. yani bugünkü ural ve altay insanlarının ulaşılabilen ilk resmi atalarından birini oluşturmaktadır.

iran milliyetçiliği

kama tarkan kağan
Türk kökenli Mahmut afşar Yezdi tarafından bulunan bir milliyetçiliğimsi tür

Düşün artık ne kadar destekli olduğunu anadolu,azerbaycan, afganistan'da yaşayan türklerin İranlı olup sonradan türkleştiklerini iddia edebilecek bir kafa yapısına sahiptirler.

asmodeus

kama tarkan kağan
yedi ölümcül günahtan "şehvet" ile ilişkilendirilmiştir.

diğerleri;

kibir, lucifer'le,
açgözlülük, mammon'la,
kıskançlık, leviathan'la,
oburluk, beelzebub'la,
öfke, behemoth'la,
tembellik, belphegor'la ilişkilendirilmiştir.

kürt

kama tarkan kağan
arapların islami fetih dönemine kadar hiçbir kaynakta Kürt adı geçmez ilk kez araplar ekrad veya kürd adıyla böyle bir toplumdan söz etmiştir bu topluluk ise etnik bir birlikten çok bir yaşam tarzıdır bölgedeki tüm göçebe veya dağlı hayat yaşayan lur,türkmen,arap,zazaları belirtmek için kullanılmıştır yani kürtler irani bir dil konuşan lakin köken olarak zaza,lur, türkmen,azeri,arap,ermeni,yahudi,çeçen gibi bir çok kavmin karışımı bir topluluktur osmanlı kaynaklarında türk aşireti olan karakeçili,kara güne,deli budak, kılıçlı,türkan gibi aşiretlerin günümüzde kendine kürt deyip Kürtçe konuşması da Kürtlerin soy birliği olan bir kavimden ziyade bir İran kültürüne asimile olmuş kavimler topluluğu olduğuna en basit örneklerden biridir

turcofobi

kama tarkan kağan
Türkler, Türkiye Cumhuriyeti ve türk kökenli diğer halklardan korkma ve çekinme durumu.

Sırbistan, Yunanistan, Almanya, İspanya, iran, Ermenistan, Bulgaristan, Polonya, Fransa ve kısmen çin'de de rastlanır.

chiroptophobia

kama tarkan kağan
Yarasa korkusudur

Yarasalar Korkusu üzerine,Hikayeler ve filmlerdeki vampirler, genellikle hareket için yarasalar haline dönüşebilecek şekilde tasvir edilir.

Korkuyla kurbanın yarasa ile ilişkisine örnek olarak modern bir örnek DC Comics'in Batman karakteridir.Birçok hikâyede,Batman'ın, suçluların kalplerine korku salacak yarasaları taklit etmeyi seçtiği söylenmektedir.Batman'in başlangıç hikayesinin anlatıldığı çoğu seride,Bruce Wayne,Batman fikrini camı kıran bir yarasanın içeri girmesinden aldığını hikayelerde belirtmiştir.

kırgızlar

kama tarkan kağan
Milattan önce II. asırda “Gegun” olarak adlandırılan Kırgızlar, tarih boyunca Türklerin anayurdu olarak bilinen Altay ve Tanrı dağları dolaylarında yaşayan Türk boylarındandır. Kırgız adının “Kır gez”, “Kırk Oğuz”, “Kırk soy”, “Kırk boy”, “Kırk er”, “Kırk kız” gibi söz grublarıyla ilgisi olduğu yolunda ondan fazla açıklaması bulunmaktadır. “Kırgız” sözcüğünün Kırgız halkı tarafından çeşitli etimolojisi yapılmıştır. Halk tarafından yapılan “Kırgız” kelimesinin açıklamaları Kırgızların ortaya çıkış efsanelerinde belirtildiği gibi genellikle “kırk” sözcüğüyle bağlantılıdır.

Bilimsel olarak da ”Kırgız” sözcüğünün çeşitli etimolojisi yapılmıstır. S.E. Malov ve A. Kononov'a göre “Kırgız” kelimesi “kırk” sayı ismi ve “-z” çokluk ekinden meydana gelmistir. A. Margalen, M.Ö. III. yy'da Hun yönetimi altında yaşayan Gegunların bugünkü Kırgızların ataları olduğunu belirtmektedir. Ona göre “Gegun” kelimesinin Türkçe biçimi olan ”kırkın” sözcüğü daha sonra “Kırgız” (Kır adamları) seklini almıstır. K. Petrov'a göre ”Kırgız” kelimesi “kırıg” veya ”kırgu” (kızıl) sözcüğünden ve “-z” çokluk ekinden meydana gelmistir. Bunların dısında ”Kırgız” sözcüğünün “Kızıl Oğuz”, “Kırk Oğuz” gibi açıklamalaları da yapılmıştır. Genelliklle tarihçiler ve Türkologlar ”Kırgız” kelimesinin “Kırk Oğuz” sözünden meydana geldiği düsüncesindedirler. Kırgızların ortaya çıkıs efsanelerinde de Kırgızların atası olan Kırgız, Oğuz Han'ın torunu veya yakını olarak tanıtılmaktadır. (Çorotegin, Moldokasımov, 2000:11-12)

Orta Asya ile iliskisi olan Türk boylarına ait unsurların bugünkü Kırgız halkıyla karıştığı; Manas Destanı'nda ve Kırgız sancıralarında adı geçen Kıpçak, Döölös(tölös), Cediger, Nogay, Katagan, Sart, Cabağı, Çerik, Munduz, Özbek, Azık, Türkmen, Kıtay, Buğu, Moŋoldar gibi uruk adlarından anlaşılmaktadır.

Dr. Aygül AKMATOVA

westboro baptist kilisesi

kama tarkan kağan
Eşcinsellerden ölümüne nefret eden değişik bir hristiyanlık akımının kilise olmuş halı tamam bende eşcinselleri sevmem hatta itiraf edeyim tahammül de edemem de durup dururken de bunlara hakaretler, küfürler sallamıyorum çünkü kafamda bütün gün bu adamlara saplantı yapmış vaziyette gezmiyorum

Ayrıca amerikan askerlerinin cenazelerini de basıp "iyi ki öldünüz, tanrıya şükür" falan diye pankart açıyorlar, abd hristiyanlığa hakkıyla hizmet etmiyor diye ha, öyle savaş karşıtlığı değil pek

Ama tabi dinsizin hakkından imansız gelir diye bir atasözü var ya haha gerçekten doğru 2013'te satanist tapınağı mensupları Westboro Baptist Kilisesi'ne karşı, kilisenin kurucusu Fed Phelps'in annesinin mezarında ölmüş heteroseksüel ruhu eşcinsele çevirme ayini olan Pink Mass gerçekleştirdiler.

dybbuk

kama tarkan kağan
Dibuk olarak da geçer Yahudi efsanelerinde ölen kötü kişilerin ruhlarıdır bu abiler cehennem'e gitmeyi reddedip diğer insan bedenlerine saklanarak yaşamayı tercih ederler tabi girdikleri kişinin de bir günah işlemesi lazım yoksa giremiyorlar girdikleri bedende bazen etliye,sütlüye karşımayıp yaşayıp gittikleri gibi bazen de her türlü itlik ve pustlugu yapabilirler.

turan

kama tarkan kağan
Ortaokulda çalıştığım balıkçıda türkmen(Türkmenistan) bir garson arkadaşla haşır neşirdim. adam benimle çatır çatır türkçe(Türkiye) konuşuyordu

ama yabancı şivesi yok, bir şive var ama anadoludaki bir köylünün şivesi gibi. çorumun soğuksu köyündenim dese yadırgamam diyeyim siz anlayın.

sordum; "senin türkçen çok iyi sen ne zamandır türkiye'desin?"

3 aydır demişti. adam 3 aydır türkiye'de ve benimle türkçe konuşuyor. (hem de baya alengirli piyasa dilinden bahsediyorum. bir yabancı mesela rus, İngiliz,Koreli vs. türkiye'de 8 sene kalmış bile olsa dilinden anlarsın, bu anlaşılmıyor, amına koyyimdan tut, senin yapacağın işi sikeyime kadar her türlü Türkçe konuşuyor adam)

"e sen bizim gibi konuşuyorsun" dedim. "abi aynı dili konuşuyoruz" dedi. "kelimeler değişik biraz, ama dil aynı dil" dedi. bunu aynen böyle söyledi.

kendi aralarında konuştuğunda bazı kelimeleri anlıyordum ama türkçe konuştukları o kadar belli ki.bizim anlamını bilmediğimiz ama harf harf duyabildiğimiz şekilde konuşuyorlar.

netice itibariyle dil her şeydir. Türk diye bir millet vardır. aynı dili konuşanlar milllettir.

gerisi beni alakadar etmez.

araplar ile din kardeşi ayağına veya yunanlılar ile aynı denizi paylaşıyoruz goygoyu yerine benim dilimi konuşanları tercih ederim.

santeria

kama tarkan kağan
katolik azizleriyle afrikanin cok tanrili dinlerinin sentezlenmesiyle olusan dini hareket, inanc toplulugu. vudu ile benzerlikler tasiyan yonleri olan santeria, kolelerin ve toplumun tepkisinden cekinen bir grup afrikalinin katolik azizlere dua ediyormuscasina davranip takiye yaparak aslinda santeria spiritlerine sesleniyor olmasi durumuyla uzun sure gizli kalmis, bir noktadan sonra da kimi katolik inanclariyla icice gecmistir. belli basli azizleri ogun, eleggua,obatala ve oshundur, bu azizlere orisha ismi verilir, seremonilerinde ise dans, ritm ve trans ogeleri mevcuttur.

dinlerin başlangıcına dair tezler

kama tarkan kağan
*Çoktanrıcılık tezleri:

İskoç bilim adamı David Hume, “tarihin ne kadar gerisine gidersek gidelim, insanlığın çoktanrıcılığa o denli dalmış olduğunu görürüz” der. Ona göre, daha yetkin bir dinden ne bir iz ne de bir belirti vardır.

*Animizm:

Antropoloji'nin kurucusu kabul edilen ve animizmin isim babası olan Edward Burnett Tylor; ruhi varlıklara inanış olarak tanımladığı animizmin, insanlığın ilk dini olduğunu varsayar. Ona göre bu inanış tüm ilkel ırklarda görülür.Comte'un “fetişizm, politeizm ve monoteizm” diye sunduğu sınıflandırmayı o, “animizm A, animizm B ve monoteizm” diye sunar.

Buna göre animizm, bir üst gelişim aşamasına ulaşıncaya kadar kendi içinde beş basamağa ayrılır. Bunlardan ilki, insandaki maddi olmayan yönün (ruh) varlığının keşfi; ikincisi, ruhun ölümden sonra da varlığını devam ettirdiğine olan inanç; üçüncüsü, ruhun rüya ya da trans halinde bedeni geçici olarak terk etme kabiliyetine sahip olduğunun keşfi; dördüncüsü, hayvanların ve hatta cansız varlıkların da ruha sahip olduklarına inanç; beşincisi de hayaletlere olan inançtır.

*Atalara tapınma:

İngiliz filozof ve sosyolog Herbert Spencer; Dinin kökeninin atalara tapınma ile başladığı fikrini ileri sürmektedir. Spencer, dinle ilgili görüşlerini First Principles (İlk İlkeler) (1862) ve The Principles of Sociology (Sosyolojinin İlkeleri) (1877 ve 1885) adlı eserinde dile getirmiştir.

*Totemizm:

İskoç etnolog John Ferguson Mc Lennan (1827–1881) ise; dinlerin ilk safhasının totemizm olduğunu iddia etmiştir. Ona göre, ilkel insan hayvanlara, bitkilere ve tabii nesnelere canlılık ve kişilik atfettikten sonra her kabile saygı objesi olarak bunlardan birisini seçmiştir.

*Natüralizm:

Max Müller'in savunduğu görüşe göre ise; tek bir başlangıçtan ziyade, farklı yollar ve görünümlerde ortaya çıkan hallerle evrimleşerek ilerleyen bir süreç olduğunu kabul eder. Bu sürecin doğayı tanıma maksadıyla farklı basamaklarla başladığını; insanın kendini aşan durumları ister ruh, ister doğa, ister atalara tapınma, isterse tabiat güçleri/tanrıları fikrinden gelerek kavramaya çalışsın, sonraki safhanın tabii gözlem yoluyla yüce tanrı fikrine ulaşılacağını iddia etmiştir.

*Fetişizm:

Sosyolojinin kurucusu kabul edilen Auguste Comte insanın düşünsel evrimde 3 aşama geçirerek tek tanrıcılığa ulaştığını söyler. Ona göre:

1. Basamak'ta, insan, çevresindeki eşyayı canlı, akıllı varlıklar olarak düşünmüştü; putçuluk (fetişizm dönemi),

2. Basamak'ta, insan, çevresindeki olayların görünmez varlıklarca yöneltildiğine inandı; çoktanrıcılık (politeizm),

3. Basamak'ta, insan, bu görünmez varlıkların tek ve büyük bir iradenin yönetimi altında bulunduğu inancına vardı; tektanrıcılık (monoteizm).

Monoteimz'in temel olduğunu iddia eden tez

*İlkel monoteizm:

XIX. yüzyılda, diğer evrimci görüşlerin aksine dinin kökenin bir Yüce Varlık fikrinin olduğunu ileri süren, Andrew Lang'dır (1844–1912) Yazar ve Gazeteci olan Lang'ın bu iddiasını sistemli hale getiren kişi ise Wilhelm Schmidt olmuştur.

İlkel tek tanrıcılık tanımını yaparak teorileştiren Wilhelm Schmidt, yaşadığı dönemde; natüralizm (Max Müller), fetişizm (Charles de Brosses, Auguste Comte, John Lubock), atalar kültü (Herbert Spencer), animizm (Edward B. Tylor), totemizm (W. Robertson Smith, Sigmund Freud, Emile Durkheim), büyücülük (J. G. Frazer, J. H. King) gibi din alanında hakim olan teorileri reddetmiş ve bunların dinin başlangıcını ve en eski dinî tecrübeyi yansıtmadığını savunmuştur.Wilhelm Schmidt tek tanrıcı fikrin çok tanrıcılık öncesinde de mevcut bulunması gerektiğini belirtmiştir. 1912 tarihinde ilk kez yayımladığı "Tanrı Fikrinin Kaynağı" adlı eserinde; 'Yüce ve merhamet sahibi olan' kavramının, kimi ilkel toplumlarda görüldüğünü ve bu tek yüce ekolünün, çok tanrılı sistemlerden önce görülen 'Primitif Monoteizm' olarak tanımlamak gerektiğini iddia etmiştir. Dolayısıyla monoteizmin öncülü olarak iddia edilen, fetişzm veya animizm evrelerinden de önce primitif monoteizm'in olması gerektiğini belirmiştir.
0 /