türklerin göçebeliği

Seyyah
bir sorun değil aksine zenginleşen kültüre katkı sağlayan bir özelliktir. hem kendi içinde hem de dış çemberde yer aldığı toplumlara bir iz bırakmış, gittiğimiz bir çok yerde tarihi anılara rastlamayı mümkün kılmıştır.

tarihi olarak bunu bir sorun teşkil edenler şunu da unutmamalıdır ki eğer türklerde göçebelik olmasaydı şu anda bir türkiye vatanı haritada yer almaz, yalnızca çin baskılarına boyun eğip kendi kabuğuna çekilen ve yitip giden ufacık bir kavim olarak tozlu tarih sayfasında kalırdık.
oktay
çok büyük sıkıntıları olan bir şeydir, yerleşik yaşıyan toplumlar tarımla ugraşıp daha ufak alanlarda yaşaya bilirken, tarımla ugraşmayan göçebe toplumlar çok sayıdaki hayvanları için çok büyük alanlara ihtiyaç duyardı, bu da sürekli hareketi dogururdu, zira hayvanlar her yeri kuruturdu, bu geniş alan ihtiyacı göçebe toplumları göç etmeye zorlamıştır ve bil hassa kendi aralarında savaşlara neden olmuştur..

misal,türklerdeki aşiret mantıgı yüzünden otlak alan kavgaları çıkmış ve türkmenistan gibi çorak alanlarda otlak kavgaları yaşanmıştır bu da göçü tetiklemiştir zira türkler yaşaya bilmesi için dier yerleşik toplumlardan kat ve kat fazla alana ihtiyaç duyardı.
kama tarkan kağan
Dünyadaki diğer göçer halkların aksine atlı göçebe yaşam tarzı olarak geçer çünkü hindistan,arabistan,iran veya mağrip de yaşayan tuareg,amazig,dom,lur,bedevi,roman gibilerinin göçebeliğinden farklıdır belki berberi ve arapların da tıpkı türkler gibi göçebe yaşarken yazıyı dillerine adapte edip kendi alfabelerini üretmeleri iran ve hindistan'da ki göçebelerden farklı bir klasmana alınabilir ama araplar yerleşik hayata geçene kadar çok güçlü medeniyetler kuramamışlardır

Tabi bir de şöyle bir durum söz konusu yerleşik yaşayan toplumlar örnek olarak yunanlılar tarımla uğraştığı için çok geniş alanlara ihtiyaç duymamıştır lakin türkler göçer olmanın getirisi ile çoban oldukları için bayağı geniş bir alana ihtiyaç duymuşlardır zaten Bak göktürk devletine moğol platosundan deşt-i kıpçak'a oradan afgan çöllerine kadar bir de yunanlının iyonya devletine bak izmir ile aydın'ı kapsıyor o kadar.
brtarg
Kahramanmaraşlı'yım.Yörüğ'üm. Kadir dedem ve Hüseyin dedemin hikayeleriyle büyüdüm
1850'li yıllarda temelli yerleşmişiz fakat 70'li yilllara kadar yaylak ve kışlak kültürü devam etmiş. Babamın babası Almanya'ya çalışmaya gidince bu düzen bozulmuş. 77'de Almanya'dan dönmüş ve tamamen şehirli olmuşuz.

Artık köy bizim için haftasonları gittimiz,yevmiyeci usulü ile islerimizi yaptırıyoruz.külturümuzden çok uzaklaştık.
kama tarkan kağan
Bir sorun olarak görülmesi yerleşik kültürün savaşçı-göçebe kültürü aşağı görmesine örnektir. yerleşik kültüre geçen toplum mimaride ve sair hususlarda gelişme gösterirken göçebelerin (özellikle merkez asya göçebelerinin) hareketli askeri yapısının avantajını kaybeder. yerleşik hayatla birlikte gelen istikrar uzun vadede iktidarların ömrünü uzatırken onları askeri olarak göçebeler karşısında zayıf düşürür bu da göçebeleri "barbar" diye damgalamya sebep olur

türkler yerleşik hayata geçene kadar (ve geçtikten sonra da uzunca süre) bu denklemin "barbar" tarafında yer alıyordu. Romalılar ve çinliler türkler karşısında askeri olarak mağlubiyetlere uğrarken ve buna bağlı olarak siyasi güç kaybederken bu zaafın getirdiği kompleksi onları barbar (çince hu) olarak niteleyerek gidermeye çalışırlar. vermek zorunda kaldıkları vergilere "hediye" dedikleri gibi.

anadolu'ya gelen türklerin tamamı göçebe değildi. bir kısmı zaten iran'da yerleşik hayata geçmişti. bu anlamda göçebe değil, göçmendiler. bir kısmı hâlâ göçebe idi. küçücük bir kısmı ise daha geçtiğimiz yıllarda bile "yörümeye" devam etmekteydiler. yine de selçuklu devriyle birlikte türkler artık yerleşik hayata alışmaktaydılar. yörükler de yavaş yavaş yerleşik hayata geçmekteydiler. devlet de yerleşik hayatı her zaman özendirmişti.

böylece, türk ordusu da göçebe sistemin savaşçılarına dayalı bir ordu olmaktan çıkıp toprağa bağlı bir ordu hâline gelmekteydi. böyle bir ordunun bir meydan savaşında iç asya göçebelerine karşı zaten yüksek bir şansı olamaz. bir de bunun üstüne vakıf sisteminin iktayı suistimal etmesi eklendi.

toprağa bağlı ordunun zaafının üzerine ikta sistemindeki bozulma da eklenince selçuklular ve osmanlılar (osmanlılar gayet zengin bir yerleşik kültür yaratmakta olan timur'a mağlup olduysalar da timur'un ordusu temel olarak yine merkez asya askeri geleneğine dayanmaktaydı.) moğollar ve onlarla birlikte hareket eden merkez asya türkleri karşısında askeri sahada -memlüklerin beklenmedik başarısı dışında- varlık gösteremediler

bu, yerleşik kültürün göçebe kültürden üstün olduğu (hatta göçebe kültürün kültür olmadığı) yanılgısının doğal bir sonucudur.

tuhaf olan, bu yanılgının bugün devam ediyor olmasıdır. moğollarla ilgili bir sergide bir bakan bile bu batılı zırvasına prim vererek moğol kültürüne dil uzatmıştı.

bu, göçebelerin askeri üstünlüğüne karşı yerleşiklerde oluşan bir komplekstir. günümüzde ise, aynı kompleksin avrupa merkezli bakış açısı ile yüzeye çıkmasıdır. Yani sıcak çatışmayı kazanamayan Avrupa'nın zihinlerde savaşı çoktan kazandığını gösterir.
-->