altay sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

mehpare nihal
bir süre önce bir şey oldu, ne oldu emin değilim. hareketlerimi yavaşlatmaya başladım, ara ara yaptığım şeylerden pişman olup kendime kızdığım olurdu ama sonra "amaaan sen de" deyip kendi suçluluk duygumu bastırırdım. ancak gördüm ki bastırmakla olmayacak bu iş. yüzleşmem lazım.
geçmişte saçma salak çok hata yaptım. çok demeyelim gerçi, o kadar kötü bir hatun değilim en nihayetinde ama kendimden beklemediğim, benden beklenilmeyen hatalar diyelim.

inançlı biri değilim, kendimce ahlak kurallarım var. dikkat ettiğim kurallar demek daha doğrusu. ancak maalesef onları da çiğnediğimi gördüm. Görünce her şey değişti aslında. herkesin bir kırılma noktası olur ya, onu yaşadım aslına bakarsan.
önceleri herkesle iletişim kurmak sosyal olmak demekti bana göre, ama artık değil. kırmamak için selamına karşılık vermek gerekirdi, ama artık değil. yaşım artık orta yaşa yaklaştı neredeyse, yani orta yaş demesek de genç kesimden de sayılmam artık pek. uzaklaşıyorum git gide.
keşke şu gördüklerimi, yaptığımı düşündüğüm hataları daha önce görebilseydim.
keşke daha önce soyutlasaydım kendimi insanlardan.
insanlara düşman değilim ama artık ne çok farklı rollere bürünebileceklerini ve yaklaşılmaması gerektiğini biliyorum. sanırım mesleki yan etkiyi yaşıyorum.

yukarıda tüm yazdıklarımın sebebi de, hafta içinde işyerimdeki yeni bir arkadaşın iç çekip gözlerine bakarak "sen insanlara güvenini kaybetmişsin" demesidir. o an birkaç saniye durup sonra saate baktım ve saat tam olarak 13:43'tü. 8 ocak 2019. o günden beri de bu konu hakkında düşünüyorum. sebebi açık aslında ama sanırım itiraf etmeyi beceremiyorum:

"insan ne ederse kendine eder."







nene korkut
Bugün ikinci defa "büyü artık, Nene Korkut! Önemsediğin, endişelendiğin insan sayısını azalt. Yaşadıklarından ders al" diye ikaz edildim.

İlginç geldi be sözlük, genelde yaşına göre fazla olgun bulunurken aynı hafta içinde "Büyü artık!" "önemseme artık" duymak enteresan. İnsanlara daha az güvenince ya da daha az önemseyince "büyümüş" olmak da enteresan...

Önemsememeye başlayınca büyümüş mü olacağım bilmiyorum ama sanırım tavsiyelerinde haklılar. Yaşadıklarımdan öğrenip önemsememeye başlamam lazım.
nene korkut
Talep etmeyene nasip edilmez.

Nasip edilmesini istenilenler için talep edilmesi lazım, emek harcanması lazım. Şüphesiz ki insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.

Bunları kendime sürekli söylüyorum, ama insanın kendisine bir şeyler söylemesi pek bir işe yaramıyor sanırım
tacam
49 dakika önce beklediğim para hesabıma yattı fakat şöyle bir durum var; ben o paranın yüzde seksen yedisini borcumu ödeyerek kullandım.

Diğer aya kadar geriye kalanıyla geçineceğim.
İçim yandı içim...
Aygız ayzit
Sinirlerim epey bozuk.

Kendi ailem doğum günümü hatırlamadı, kutlamadı.
Dost dediğim insanlardan sadece ikisi hatırladı. Manevi anneannem, kuzenim ve sözlükten edindiğim iki arkadaşım ve kağan'ımız (yazar:yafesin pusatı) kutladı.

Hiç umursamadığım doğum günüm beni bir anda üzdü. Sanırım geç ergenlik dönemine giriyorum.
harmonia🛡️
Eskiden şu başlık adı altında içimdeki tüm kırılmışlıkları döker, yeri geldiğinde aralıksız hakaretler eşliğinde rahatlardım. Şimdi ise sadece okumaya mecalim oluyor. Sanırım insan zamanla öyle bir yerinden kırılıyor ki parçalarını toplarken kırılmaya zamanı kalmıyor...
Hani bunu tarif ederken büyük bir üzüntü ya da eksiklik diyemiyorum. Düşününce bunun en doğru tanımı boşvermişlik, hissizlik gibi geliyor. Bırakın güzel şeyler hissetmeyi çoğunlukla kırılmayı bile hatırlayamıyor, hissedemiyorum. Öylesi bir boşvermişlik içinde yuvarlanıp gidiyorum.
nene korkut
Canım acıyor sözlük. Her şey yolunda yordamında planladığımdan daha güzel şekilde giderken bir şeytan dürtüyor beni. "Geriye bak", "bir kere daha bak", "aman canım ne olacak ki" diye; baktığım ilk anlar iyiyim sonrası derin bir ağırlık, ince bir sızı. incecik bir sızı; çığlığı basmamak için dudaklarımı kemiriyorum.
nene korkut
Gurur çok ilginç bir duygu.

Bugün iş çıkışı ofiste mangal yapmaya karar vermiştik; haliyle bir iki misafirimizin de olduğu, daha erken paydos yaptığımız bir gündü. Ben konuşmayı çok severim; öyle böyle değil saatlerce konuşabilirim. Ama insanların çok mutlu olduğu yerlerde susarım, ortamı dinlemeyi mutluluklarına şahit olmayı tercih ederim. Bugün de öyle bir gündü; herkes çok mutlu görünüyordu. Ben alışılmışın da dışında sessiz sakin takılıyordum. Neden sonra laf bana geldi; Nene Korkut da bütün dosyaları ezbere bilir hani lise müdüreleri vardır ya yıllar sonra bile ararsın 1563 ahmet çelik, hatırladım seni derler öyledir işte. Nene Korkut çok iyi öğretmen olurdu, evet zaten bir hoca/akademisyen havası var onda, aslında bence hakim havası var; nasıl bir hakim olurdu acaba falan diye uzatırlarken patronum ahlaklı bir hakim olurdu gibi bir şey söyledi. Hak yemezdi, gayri meşru yola sapmazdı. İçimdeki gururu anlatamam, gururun getirdiği sorumluluğu taşımanın bile ağır gelmemesini anlatamam.

Öte yandan ben emin miyim kendimden, değilim. İnsan sınanmadığı şeyin masumu değildir
hilkat garibesi
Söylemek istediklerimi değil düşünmek istediklerimi yazmak istiyorum fakat entry karakter sınırına takılırım muhtemel. 10.000 karakter mi sınırınız? Her neyse. Biliyorum geçeceksin, hafifleyecek bana yaşattığın acı. Daha evvel zamanda daha büyük ve daha derin bir acı yaşadım oradan biliyorum... sen nesin ki onun yanında? Can acısı ile gönül acısı hiç bir olur mu gözümün nuru? Eminim bir yük gibi gördüğün benden kurtulunca hafiflemişsindir. Çok mu bunalttım sevgimle, ilgimle bilemiyorum. Hâlbuki ''gittiğin her yeri söyle, senden haberdar olmak istiyorum'' diyen sendin. Neden böyle oldu diye düşünüp hatayı kendimde aramaya çabalarken meğer hata başlı başına böyle bir şeye kalkışmamızmış. Halbuki zaten platonik olarak yaklaşık 2 senedir takılıyordum bir başıma. Sen geldin hayatıma ve 4 ayda hayatımı si*ip Attın. İyi mi oldu şimdi böyle?
Aygız ayzit
Bir şey vardı, neydi adı... afili yalnızlık!

Sanırım benim yalnızlığım afili falan değil, öyle yılın en afili kaybedeni de değilim. Aslında öyleyim, afili bir kaybediş yaşadım.

İçim öyle acıyor, midem öyle bulanıyor ki... bu afile dayanamıyorum.
Her insanın belli bir karakter seviyesi var fakat seviyesiz olanları da ne bileyim... böyle canımı çok sıkıyor.

Bu yazın sonunda hayatımın en iğrenç günleri başladı ve hayatım mahvoluyor. Ben de buna ses edemiyorum. Etsem ne olur ki?
En fazla okul hayatımı bir dönem yahut bir yıl uzatırım o kadar ama kararım kesin, bu dönem sonu Ya kendi okulum içinde bölüm değiştiricem ya da başka bir şehirde hayatıma devam edicem.

Onun bana olan ihanetini unutamıyorum. Sabahtan akşama dek derslere girip, bir de onun yüzünü görmek zorunda kalıyorum. Sanırım hayatımın en iğrenç dönemlerini yaşıyorum.

Eğer aklımı yeteri kadar kullanabilmiş olsaydım, 2 puan daha yüksek alıp hedeflerim doğrultusunda eğitim alıyor olurdum.
Eğer mantığımı yeteri kadar kullanabilmiş olsaydım, sağlıkçı olmazdım ve insanlar ile bu kadar içli dışlı olmazdım.

Bu kural bütün meslek grupları için geçerli mi bilmiyorum ama sağlık alanı içerisinde dönen dedikodu ve entrikaya hiçbir alanda denk gelmedim. Sağlıkçı olayım derken akıl ve ruh sağlığımdan oluyorum.
Belki sağlığımı yitirmekten çok deneyimlemiş oluyor ve daha da akıllanıyor da olabilirim.
Of offf... bilmiyorum ve bilmek de istemiyorum. Bildiğim tek şey; ben artık buraları bırakıp gitmek istiyorum ve büyük şehirlerden nefret ediyorum.
0 /